WeCreativez WhatsApp Support
Whatsapp ile Ulaşın
Merhaba, Telefonda hukuki danışmanlık hizmeti vermesek de randevu ve diğer talepleriniz için Whatsapp üzerinden hızlı iletişime geçebilirsiniz.

23 Ağustos 2026

Yargı alanında son dönemde gerçekleştirilen kapsamlı mevzuat değişikliklerinin ardından kamuoyunda “13. Yargı Paketi” olarak anılan yeni düzenlemelere ilişkin çalışmalar ve tartışmalar devam etmektedir.

Kamuoyuna yansıyan açıklama ve değerlendirmelerde özellikle yoksulluk nafakası, boşanma davalarının daha kısa sürede sonuçlandırılması, infaz sisteminde yapılması planlanan değişiklikler ve suça sürüklenen çocuklara ilişkin ceza ve infaz hükümleri öne çıkmaktadır.

Bununla birlikte, kamuoyunda “13. Yargı Paketi” başlığı altında tartışılan her düzenlemenin aynı hukuki aşamada olmadığının altını çizmek gerekir. Bazı başlıklar henüz hazırlık ve değerlendirme aşamasındayken, suça sürüklenen çocuklara ilişkin ayrı bir kanun teklifi TBMM Genel Kurulu gündemine kadar ilerlemiş durumdadır. TBMM’nin 7 ve 8 Ağustos 2026 tarihli açıklamalarında teklifin bazı maddelerinin Genel Kurulda kabul edildiği duyurulmuştur. 

Bu nedenle aşağıdaki değerlendirmeler, kesinleşmiş tek bir “13. Yargı Paketi” kanun metninden ziyade, gündemde bulunan düzenleme başlıklarının mevcut durumuna ilişkin genel bir hukuki bilgilendirme niteliğindedir.

Yoksulluk Nafakasında Süre Sınırı Gündemde

Çalışmalar kapsamında en fazla tartışılan konulardan biri, boşanma sonrasında hükmedilen yoksulluk nafakasının süresidir.

Kamuoyuna yansıyan hazırlıklarda, mevcut sistemde süresiz olarak hükmedilebilen yoksulluk nafakasının belirli bir süreyle sınırlandırılmasına yönelik alternatifler üzerinde durulmaktadır.

Gündeme gelen modele göre nafaka süresinin kural olarak evlilik süresi dikkate alınarak belirlenmesi, evlilik süresinin yarısının esas alınması ve nafakanın belirli bir asgari sürenin altında olmaması gibi seçenekler değerlendirilmektedir. İncelediğimiz çalışma dokümanında bu asgari sürenin 5 yıl olabileceği, bazı özel durumlarda ise hâkime daha uzun süre nafakaya hükmetme imkânı tanınmasının değerlendirildiği belirtilmektedir. 

Burada özellikle vurgulanması gereken husus şudur:

Bu model henüz yürürlüğe girmiş bir kanun hükmü değildir.

Dolayısıyla bugün itibarıyla devam eden nafaka davalarında veya mevcut nafaka kararlarında, yalnızca kamuoyuna yansıyan bu çalışmalar gerekçe gösterilerek nafakanın kendiliğinden sona ermesi söz konusu değildir.

Nitekim TBMM’de nafakaya ilişkin farklı kanun teklifleri de bulunmaktadır. Örneğin Aralık 2025’te sunulan ve halen komisyonda görünen ayrı bir teklifte, nafaka alacaklısının çalışabilir durumda olması hâlinde aktif iş arama yükümlülüğüne ilişkin farklı bir model önerilmektedir. 

Mevcut nafakalar ne olacak?

Olası bir süre sınırlaması getirilmesi durumunda en önemli sorunlardan biri, daha önce verilmiş ve halen devam eden nafaka kararlarının durumudur.

İncelediğimiz çalışma metninde mevcut nafakalar yönünden geçiş hükümleri oluşturulmasının değerlendirildiği ifade edilmektedir. 

Ancak geçiş hükümlerinin nasıl uygulanacağı, mevcut kararların yeni sistemden etkilenip etkilenmeyeceği ve geçmişte kurulmuş hükümlere ilişkin hangi usulün benimseneceği, ancak kesinleşmiş bir kanun metni ortaya çıktığında değerlendirilebilecektir.

Boşanma Davalarında Yeni Bir Yargılama Modeli

Bir diğer önemli başlık, özellikle çekişmeli boşanma davalarının uzun sürmesinin önüne geçilmesine yönelik düzenleme arayışıdır.

Üzerinde çalışıldığı belirtilen modele göre boşanma davasındaki uyuşmazlıkların tamamının sonuçlanmasının beklenmesi yerine, boşanma veya ayrılık kararı ile boşanmanın mali ve fer’î sonuçlarının birbirinden ayrılması gündemdedir.

Buna göre mahkemenin öncelikle tarafların boşanması veya ayrılması konusunda karar vermesi; nafaka, velayet, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı gibi uyuşmazlıkların ise ayrı süreçlerde görülmeye devam etmesi değerlendirilmektedir. 

Düzenlemenin amacı ne?

Bu yaklaşımın temel amacı, boşanmak isteyen tarafların yalnızca mal paylaşımı, tazminat veya benzeri fer’î uyuşmazlıkların sonuçlanmasını beklemeleri nedeniyle yıllarca evlilik birliği içerisinde hukuken bağlı kalmasının önüne geçilmesidir.

Böyle bir sistem kabul edildiği takdirde mahkeme;

öncelikle “evlilik birliği sona erecek mi?” sorusuna karar verecek, diğer uyuşmazlıklar ise kendi hukuki şartları çerçevesinde görülmeye devam edebilecektir.

Ancak bu başlığın da nihai düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerekir. Kanun metni kesinleşmeden uygulamanın hangi şartlarla gerçekleştirileceğini söylemek mümkün değildir.

İnfaz Düzenlemesi: Genel İndirim mi, Sıkılaştırma mı?

  1. Yargı Paketi tartışmalarında en fazla yanlış anlaşılmaya müsait konulardan biri de infaz düzenlemesidir.

Özellikle sosyal medyada zaman zaman “yeni infaz indirimi”, “genel af” veya “cezaların düşeceği” yönünde beklentiler oluşabilmektedir.

Ancak incelenen çalışma bakımından mevcut açıklamalar, herkesi kapsayan genel bir infaz indiriminin aksine, bazı ağır suçlarda infaz rejiminin daha sıkı hâle getirilmesine yönelik değerlendirmelerin bulunduğunu göstermektedir. 

Özellikle;

kasten öldürme, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti ve cinsel suçlar gibi ağır suçlar bakımından hükümlülerin ceza infaz kurumunda fiilen geçirecekleri sürelerin artırılmasına yönelik çalışmalar gündeme gelmektedir.

Bu yaklaşımın temelinde ise kamuoyunda tartışılan cezasızlık algısının azaltılması ve cezaların caydırıcılığının güçlendirilmesi amacı bulunmaktadır.

Genel af gündemde mi?

İncelediğimiz kaynakta, genel affa ilişkin resmî bir açıklama bulunmadığı özellikle belirtilmektedir. 

Bu nedenle mevcut aşamada “13. Yargı Paketi ile genel af geliyor” veya “herkese infaz indirimi uygulanacak” şeklindeki ifadeler hukuken kesinleşmiş bir durumu yansıtmamaktadır.

Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Önemli Değişiklikler

Çocuk adalet sistemi bakımından ise süreç diğer başlıklara kıyasla daha ileri bir aşamaya ulaşmıştır.

TBMM’nin Ağustos 2026 tarihli resmî açıklamalarına göre Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Genel Kurulda görüşülmüş ve teklifin bazı maddeleri kabul edilmiştir. 

Özellikle 15–18 yaş grubunda bulunan çocukların ağır suçları bakımından mevcut ceza rejiminde önemli değişiklikler öngörülmektedir.

TBMM’nin açıkladığı düzenlemeler arasında, somut olayın özellikleri dikkate alınarak bazı ağır suçlarda 15–18 yaş grubuna uygulanan yaş indiriminin uygulanmamasına imkân verilmesi de bulunmaktadır. Değerlendirmede suçun işleniş şekli, kasta dayalı kusurun ağırlığı, amaç ve saik ile önceki kasıtlı suç mahkûmiyetleri gibi unsurların dikkate alınması öngörülmektedir. 

Bunun yanında çocuk hükümlülerin infaz rejimine ilişkin de değişiklikler gündemdedir. TBMM açıklamasına göre kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma gibi belirli suçlarda, çocuk hükümlülere ilişkin koşullu salıverme hesabında farklı kurallar uygulanması öngörülmektedir. 

Dolayısıyla bu alan artık yalnızca basına yansıyan bir “hazırlık” olarak değerlendirilmemeli; TBMM’deki yasama süreci ayrıca takip edilmelidir.

13. Yargı Paketi Yasalaştı mı?

Bu konuda kavramların birbirine karıştırılmaması önemlidir.

Kamuoyunda “13. Yargı Paketi” adı altında konuşulan nafaka, boşanma ve infaz başlıklarının tamamının yürürlüğe girdiğini söylemek mümkün değildir. İncelediğimiz dokümanda da bu konuların önemli bölümünün hazırlık ve değerlendirme aşamasında olduğu belirtilmektedir. 

Buna karşılık suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren ayrı kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda görüşülmeye başlanmış olması, gündemdeki bütün başlıkların aynı yasama aşamasında olmadığını göstermektedir. 

Bu ayrım özellikle önemlidir. Bir düzenlemenin basına yansıması, üzerinde çalışılması, kanun teklifine dönüşmesi, TBMM’de kabul edilmesi ve yürürlüğe girmesi birbirinden farklı hukuki aşamalardır.

Sonuç ve Değerlendirme

  1. Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen düzenlemeler, yalnızca teknik usul hükümlerini değil; aile hukuku, ceza hukuku ve infaz hukuku bakımından doğrudan vatandaşların hukuki durumunu etkileyebilecek önemli değişiklikleri içermektedir.

Özellikle yoksulluk nafakasının belirli süreyle sınırlandırılması ve boşanma hükmünün diğer uyuşmazlıklardan ayrılması yönündeki çalışmalar, aile hukuku uygulamasında önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

Ceza ve infaz hukuku bakımından ise mevcut tartışmalar genel bir ceza indirimi beklentisinden ziyade, belirli ağır suçlarda daha sıkı bir infaz rejiminin oluşturulmasına yönelmektedir.

Suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemelerde ise yasama süreci somut biçimde ilerlemiş ve bazı maddeler TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiştir. 

Bu nedenle kamuoyuna yansıyan haberlerin “kanun çıktı” şeklinde değerlendirilmemesi, her düzenleme bakımından yasama sürecinin hangi aşamada olduğunun ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Karakaş Hukuk Bürosu

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayların özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişebileceğinden, içerik hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir.